Bütün bir ömrümüzün ne kadarını yemek yiyerek geçiriyoruz, bilmiyorum. Her gün bir saat harcadığımızda bile seksen yıllık bir ömrün yaklaşık üç buçuk yılını yemek başında geçirmiş oluruz. Bu arada yemeğe kafa yorduğumuz saatler de var. Bu ortalamaların çok üstünde bir zamanı yemek düşünerek geçirdiğimi sanıyorum. Dünyaya yeniden gelseydim, bütün günümü de onunla geçirebilirdim, adamakıllı eğitim görmüş, yaratıcı bir şef olarak sözgelimi.
Tabakta yemek artıranlardan, önüne gelen yemekten şikâyet edenlerden olmadım, böyle davrananlarla aram bozulur. Çünkü, yemek kutsaldır. Doğanın verdikleri bir de yoğun emekle gelmişse önünüze, tuzunun az ya da çok, baharatının eksik, az ya da çok pişmiş olması üstünde durmak ayıp sayılır. Gelgelelim, kendimize özgü alışkanlıklarımız da var. Doğduğumuz günden başlayarak yediklerimiz, damak tadımızı belirliyor elbette. Nelerden vazgeçeriz de, ondan vazgeçmeyiz. Bu yüzden sıkıntı çektiğim yerler oldu. Sonunda, biz Akdenizliyiz, dünyanın merkezi burası, lezzetin de. Yazının Devamı İçin...